Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş Konut Satışları Artıyor, Sektörün Toparlanma Süreci Devam Ediyor.

Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş Konut Satışları Artıyor, Sektörün Toparlanma Süreci Devam Ediyor.

Türkiye genelinde konut satışları mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,6 oranında artarak 130 bin 25 oldu. Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25,4 oranında artarak 584 bin 170 olarak gerçekleşti.

Konut satışlarında nisan ayında yaşanan 56,6’lık artışın ardından mayıs ayında gelen yüzde 17,6 artış oranı, sektörün 2024’ün ikinci yarısından itibaren girdiği toparlanma sürecinin devam ettiğini gösteriyor. İpotekli konut satışlarında nisan ayında yüzde 147, Mayıs ayında ise yüzde 95,9 oranında artması da artık tüketicinin konut alırken finansal enstrümanlara daha kolay ulaşabildiğine ve önümüzdeki dönemin ekonomik koşullarına daha fazla güvendiğini gösteriyor. Mayıs ayında yıllık enflasyon yüzde 35,41, aylık yüzde 1,53 ile beklenin altında gerçekleşmesi de tüketicinin bu beklentisini güçlendirdi.

TCMB politika faizini yüzde 46’da sabit tuttu

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bugün açıkladığı kararla politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46’da sabit tuttu. Tüm bu gelişmeler önümüzdeki dönemde ülke ekonomisinin gidişatına dair olumlu sinyaller verirken faiz oranlarında yaşanacak düşüşlerin ilk işareti olarak sayılabilir. Konut kredi faizlerinin düşmesiyle birlikte yaz aylarında ve sonbaharda konut satışlarının daha da olumlu bir seyir izleyeceğini tahmin ediyoruz.

Konut almanın tam zamanı

Bununla birlikte konut maliyetlerindeki artış sürüyor. TÜİK verilerine göre inşaat maliyet endeksi, 2025 yılının nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,67 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,69 arttı. Bu veriler, kredi faiz oranlarındaki düşüşle birleştiğinde, talep artışının da ektisiyle konut fiyatlarında artışa neden olabilir. Bu nedenle, konut almak için çok uygun bir dönemde olduğumuz belirtmek isterim. Tüketicilere tavsiyemiz, eğer ihtiyaçları varsa zaman kaybetmeden kendileri için uygun olan konutu almalarıdır.

Yapay zekâ, her 7 ayda bir yeteneklerini ikiye katlıyor.

Yapay zekâ, her 7 ayda bir yeteneklerini ikiye katlıyor.

Aşağıdaki grafik, son yıllarda yapay zekâ alanında yaşanan baş döndürücü gelişimi sade ama etkili bir şekilde anlatıyor.

GPT modelleri artık saniyeler içinde karmaşık görevleri tamamlayabiliyor. Bu sadece teknoloji dünyasını değil, tüm sektörleri yakından ilgilendiriyor.

Biz de gayrimenkul ve inşaat sektöründe bu dönüşümün etkilerini hissetmeye başladık:

• Müşteri taleplerini daha iyi analiz etmek,

• Pazarlama kampanyalarını kişiselleştirmek,

• Proje süreçlerini veri odaklı yönetmek,

• Maliyet ve zaman planlamasını daha sağlıklı yapmak…

Bunlar artık sadece “geleceğin işleri” değil, bugünden hazırlanmamız gereken alanlar. Ben, hem yönetimsel kararlarımda hem de ekiplerimizle birlikte yürüttüğümüz projelerde yapay zekâyı daha etkin nasıl kullanabileceğimizi sorguluyor ve adım adım bu dönüşüme entegre olmaya çalışıyorum. Teknoloji hızla ilerliyor. Sektör olarak bu dönüşüme uyum sağlamak artık sadece rekabet avantajı değil, sürdürülebilirlik meselesi.

CEO Platformu’nda Yeni Bir Döneme Adım Attık

CEO Platformu’nda Yeni Bir Döneme Adım Attık

10 Mayıs 2025’te gerçekleştirilen Seçimli Genel Kurulumuzla birlikte CEO Platformu’nda yeni dönemin kapılarını araladık.

Genel Başkanımız Sayın Haldun Pak yeniden göreve seçildi. Yeni yönetim ve denetim kurulumuzla birlikte, daha kapsayıcı, stratejik ve üretken bir döneme girdik.

Bu vizyoner yapının bir parçası olarak Yönetim Kurulu’nda yer almaktan onur duyuyorum. CEO Platformu, sadece iş dünyasının önde gelen yöneticilerini bir araya getiren bir oluşum değil; aynı zamanda ortak değerlerde buluşan, ilkeye ve toplumsal katkıya dayalı bir yeni nesil liderlik modeli inşa eden güçlü bir sivil inisiyatiftir.

Bu platformda; geçmişin birikimini geleceğin vizyonuyla birleştiren bir anlayışla, “Kadimden kıdeme”, “Birlikte mesafe kazanma” ve “Söz değil, sonuç üretme” ilkeleriyle yol alıyoruz. Önümüzdeki süreçte, özel sektör ile kamu arasında köprüler kuracak; etik liderlik, sürdürülebilir kalkınma ve birlikte gelişim adına somut projelere odaklanacağız.

Yeni dönemin ülkemiz, iş dünyamız ve tüm üyelerimiz için hayırlı olmasını diliyor; bu yolculukta emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ramazan Taş CEO Platformu Yönetim Kurulu Üyesi

Gayrimenkulde Yeni Dönemin Anahtarı: Finansal Model Geliştiriciliği

Gayrimenkulde Yeni Dönemin Anahtarı: Finansal Model Geliştiriciliği

GYODER / Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği ’nin düzenlediği, sektörün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturan PGYF Gelişim Çalıştayına katılmak benim için oldukça değerliydi.

Gayrimenkul geliştiricileri olarak artık sadece yapı üretmiyoruz. Finansal modelleri, yatırımcı güvenini ve sürdürülebilir iş yapma biçimlerini de projelerimizin bir parçası haline getiriyoruz.

Bu çerçevede PGYF modeli, yalnızca bir finansman aracı değil — aynı zamanda yatırımcı ile geliştirici arasında yepyeni bir güven köprüsü kurma fırsatı sunuyor.

Tabii bu yeni modelin sağlıklı işlemesi, sahada karşılaştığımız bazı belirsizliklerin netleştirilmesine bağlı.

Bu nedenle, SPK’nın pratik uygulamada yaşanan aksaklıklara çözüm üretecek bir uygulama tebliği yayınlaması, sektör adına önemli bir ihtiyaç haline gelmiş durumda. Çalıştay, finansmanla vizyonun kesiştiği kıymetli bir buluşmaydı.

Emeği geçen tüm kurum ve katılımcılara teşekkür ederim.

Önümüzdeki dönem, sadece projeler değil; modeller, sistemler ve stratejiler inşa edenlerin dönemi olacak. Biz, geleceği şekillendirenlerin masasında yer almaya, sadece bugünü değil yarını da planlamaya devam ediyoruz.

SHOW Market Zeytinburnu’nda Yeni Şubesini Açtı: Kaliteli hizmette yeni dönem başladı!

26 yıllık tecrübesiyle perakende sektörünün güvenilir markalarından biri olan SHOW Market, İstanbul Zeytinburnu’nda yer alan Senart Fashion Mall’daki yeni şubesini 30 Nisan 2025 Çarşamba günü saat 11.00’de düzenlenen görkemli törenle hizmete açtı.

Açılışa; Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, AK Parti Zeytinburnu İlçe Başkanı Mustafa Yalçınkaya, SHOW Market Yönetim Kurulu üyeleri, Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş ve çok sayıda müşteri katıldı. Protokol konuşmalarında SHOW Market’in ilçeye sunduğu hizmet kalitesi ve istihdam katkısı takdirle karşılandı.

Beştelsiz Mahallesi, 101. Sokak No: 105 Senart Fashion Mall Zeytinburnu/İstanbul adresinde konumlanan yeni mağaza; 550 metrekarelik ferah alanı, 4 kasa noktası ve 25 kişilik profesyonel kadrosuyla alışverişin yeni adresi oldu. Seyitnizam – Akşemsettin Tramvay Durağı karşısındaki konumuyla da kolay ulaşım avantajı sunan mağaza, geniş ürün yelpazesi ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışıyla dikkat çekiyor.

SHOW Market, “kaliteli ürün, uygun fiyat, güler yüzlü hizmet” ilkesiyle büyümesini sürdürüyor.

 

Türkiye’nin, Geleceğin İnşaat Teknolojilerine Yatırım Yaparak Daha Güvenli, Uzun Ömürlü ve Çevre Dostu Yapılar İnşa Etmesi Gerekiyor

Türkiye’nin, Geleceğin İnşaat Teknolojilerine Yatırım Yaparak Daha Güvenli, Uzun Ömürlü ve Çevre Dostu Yapılar İnşa Etmesi Gerekiyor

İnşaat sektörü, gelişen teknolojiyle birlikte her geçen gün daha dayanıklı, uzun ömürlü ve çevre dostu malzemeler üretmeye devam ediyor Ancak, Türkiye’de hala geleneksel yöntemlerle beton üretimi ve kullanımı yaygın Oysa Japonya, Almanya ve Amerika gibi ülkeler, inşaatta fiber takviyeli betonlar ve akıllı beton teknolojileri ile çok daha güvenli ve sürdürülebilir yapılar inşa ediyor Türkiye de bu yeni nesil teknolojilere hızlı bir şekilde geçiş yapmalıdır.

Fiber Takviyeli Betonlar: Depreme Karşı Güçlü Bir Kalkan

Fiber takviyeli beton, içine çelik, karbon, cam veya polimer fiberlerin eklenmesiyle üretilen, daha esnek, darbelere ve çatlamalara karşı daha dayanıklı bir beton türüdür Japonya ve Almanya’da özellikle yüksek katlı binalar, köprüler ve altyapı projelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır Türkiye gibi deprem riski yüksek bir ülkede, fiber takviyeli beton kullanımı hayati önem taşımaktadır Çünkü bu beton türü, sarsıntılara daha iyi dayanır, çatlamaz ve uzun yıllar boyunca yapısal bütünlüğünü korur.

Akıllı Beton: Kendi Kendini Onaran ve Sensörlü Yapılar

Yeni nesil beton teknolojilerinden biri de akıllı beton sistemleridir Bu beton türü, içerisine yerleştirilen nano partiküller ve mikro kapsüller sayesinde, çatlak oluştuğunda kendi kendini onarma özelliğine sahiptir Özellikle Almanya’da kullanılan bu teknoloji, binaların ve altyapı projelerinin bakım maliyetlerini ciddi şekilde düşürmektedir Ayrıca, içerisine yerleştirilen sensörler sayesinde betonun nem durumu, sıcaklığı ve basınca dayanıklılığı anlık olarak takip edilebilmektedir Türkiye’de de büyük ölçekli projelerde ve kritik yapı unsurlarında bu sistemlerin kullanılması, olası hasarların erkenden tespit edilmesini sağlayacaktır.

Türkiye’de Beton Teknolojisinde Neler Yapılmalı?

Türkiye’nin inşaatta geleneksel beton kullanımından uzaklaşarak, yeni nesil beton teknolojilerine yatırım yapması gerekmektedir. Bu kapsamda fiber takviyeli beton kullanımı zorunlu hale getirilmeli, özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde yaygınlaştırılmalıdır.

Akıllı beton ve sensör teknolojileri büyük inşaat projelerinde uygulanmalı, yapıların dayanıklılığı sürekli takip edilmelidir.

Üniversiteler ve inşaat sektörü iş birliği yaparak Ar-Ge çalışmaları artırılmalı, Türkiye kendi akıllı beton teknolojisini geliştirmelidir

Yeni nesil beton üretimi teşvik edilmeli ve beton standartları güncellenmelidir

Türkiye’nin, geleceğin inşaat teknolojilerine yatırım yaparak daha güvenli, uzun ömürlü ve çevre dostu yapılar inşa etmesi kaçınılmazdır Depremlerle mücadelede sadece geleneksel beton kullanımına bağlı kalmak yeterli değildir Japonya ve Almanya gibi ülkelerden örnek alınarak, yeni nesil beton teknolojileri hızla hayata geçirilmelidir.

RAMAZAN TAŞ

İstanbul, Deprem Tehdidine Karşı Tokyo ve San Francisco Modelini Uygulamalıdır

İstanbul, Deprem Tehdidine Karşı Tokyo ve San Francisco Modelini Uygulamalıdır

İstanbul, tarih boyunca birçok büyük depreme maruz kalmış ve günümüzde de ciddi bir deprem riski taşımaktadır. Bilim insanlarının uyarıları, özellikle Marmara Denizi’nde beklenen büyük depremin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, İstanbul’un altyapısını ve yapı stokunu hızla güçlendirmeyi zorunlu hale getirmektedir. Ancak, geleneksel yöntemlerle yapılan güçlendirme çalışmaları yetersiz kalmakta, modern mühendislik teknikleriyle planlanmış projelere duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Tokyo ve San Francisco gibi büyük metropollerin uyguladığı sismik dayanıklılık sistemleri, İstanbul için örnek alınması gereken çözümler sunmaktadır.

Japonya, dünyadaki en gelişmiş deprem izolatör sistemlerini kullanmaktadır. Bu sistemler, binaların temellerine yerleştirilen kauçuk ve çelik taban izolatörleri sayesinde yapıların doğrudan zeminle temasını keserek, deprem sırasında yatay hareket etmesini sağlar. Bu yöntem, binanın eğilmesini ve sallanmasını büyük ölçüde azaltırken, sismik enerjinin binaya eşit şekilde yayılmasını sağlar. Özellikle hastaneler, köprüler ve kamu binalarında yaygın olarak kullanılan bu teknoloji, İstanbul’da da hızla uygulanmalıdır.

San Francisco’daki çelik çerçeve ve rijit taşıyıcı sistemler, deprem sırasında binaların maruz kaldığı kuvvetleri etkin bir şekilde dağıtarak yapısal bütünlüğü korur. Modern gökdelenlerde kullanılan bu sistem, sadece yüksek katlı binalar için değil, mevcut betonarme yapıların güçlendirilmesi için de etkili bir yöntemdir. İstanbul’daki eski betonarme yapılar, sismik kiriş ekleme, kolonların çelik takviyelerle güçlendirilmesi ve karbon fiber kaplama gibi tekniklerle depreme karşı dirençli hale getirilebilir.

Tokyo’da uygulanan deprem erken uyarı sistemleri, sismik dalgaları algılayarak halkı ve kritik altyapıyı önceden bilgilendirir. Bu sistem, depremin merkez üssünden yayılan ilk dalgaları tespit ederek, trenleri durdurma, gaz ve elektrik hatlarını kapatma gibi önlemleri otomatik olarak devreye sokar. İstanbul’da da gelişmiş bir erken uyarı ağı oluşturulmalı, tüm kamu binaları ve kritik altyapı bu sisteme entegre edilmelidir.

Toplumsal bilinçlendirme ve eğitim, depremle mücadelede en az yapısal önlemler kadar önemlidir. Japonya’da, deprem bilinci küçük yaşlardan itibaren okullarda öğretilmektedir. Düzenli tatbikatlarla halkın deprem anında nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda bilinçlendirilmesi sağlanmaktadır. İstanbul’da da benzer eğitim programları ve tatbikatlar düzenlenerek, toplumsal hazırlık artırılmalıdır.

İstanbul’un geleceği, deprem riskine karşı alınacak bilimsel ve modern önlemlere bağlıdır. Yapısal güçlendirme projeleri hızla hayata geçirilmeli, erken uyarı sistemleri kurulmalı ve halk bilinçlendirilmelidir. İstanbul’un, Tokyo ve San Francisco gibi depreme dayanıklı şehirlerden ilham alarak modern, güvenli ve sürdürülebilir bir şehir haline getirilmesi hayati bir zorunluluktur.

RAMAZAN TAŞ

İstanbul’da 1,5 Milyon Bina Risk Altındadır

İstanbul’da 1,5 Milyon Bina Risk Altındadır

İstanbul, tarihi boyunca birçok büyük depreme tanıklık etmiş, milyonlarca insanın yaşadığı dev bir metropol. Ancak bu büyük şehrin en büyük sorunu, yıllardır gündemde olan ve çözüm bekleyen depreme dayanıksız yapı stokudur. Uzmanların uyarıları ve bilimsel araştırmalar, İstanbul’un büyük bir deprem tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ve mevcut yapıların önemli bir kısmının bu tehdide dayanamayacağını ortaya koymaktadır.
İstanbul’da Depreme Dayanıksız Yapı Sayısı
İstanbul’da yaklaşık 1,2 milyon bina bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki bu binaların büyük bir bölümü depreme karşı güvenli değildir. Uzmanlara göre, bu yapıların %70’i deprem yönetmeliklerine uygun değildir, yani yaklaşık 1,5 Milyon bina risk altındadır.
Bu korkutucu tablo, sadece eski ve plansız yapılan binalarla sınırlı değildir. Yapı denetiminin yetersiz olduğu, düşük kaliteli malzemelerle inşa edilen ve zemin etüdü yapılmadan yükseltilen birçok yeni binanın da deprem anında ciddi risk taşıdığı bilinmektedir.
Depremde Ağır Hasar Alması Beklenen Binalar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı analizlere göre, olası 7.5 büyüklüğündeki bir depremde yaklaşık 91 bin binanın ağır veya çok ağır hasar alacağı tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra, 167 bin binanın ise orta hasar alacağı öngörülmektedir. Bu rakamlar, olası bir depremde İstanbul’da yüz binlerce insanın yaşamının ciddi risk altında olduğunu gözler önüne sermektedir.
Depremler sadece binaları yıkmakla kalmaz, aynı zamanda altyapıyı da büyük ölçüde etkiler. İstanbul’un elektrik, su, doğalgaz ve iletişim hatlarının büyük bir kısmı depreme dayanıklı sistemlerle güçlendirilmemiştir. Olası bir büyük depremde, şehrin büyük bir kısmında uzun süreli elektrik kesintileri, su ve kanalizasyon hatlarında büyük tahribatlar meydana gelebilir.
Acil Yenilenmesi Gereken Yapılar
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız birim risk altındadır ve bunların 2 milyonu acil dönüşüme girmesi gerekmektedir. İstanbul özelinde bakıldığında ise 600 bini acil olmak üzere toplam 1,5 milyon bağımsız birimin dönüştürülmesi gerektiği belirtilmektedir.
Ancak kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan bürokratik engeller, finansal zorluklar ve halkın dönüşüme karşı duyduğu güven eksikliği nedeniyle süreç yeterince hızlı ilerleyememektedir. Her gün geciken dönüşüm, binlerce insanın can güvenliğini riske atmaktadır.
Ne Yapılmalı?
Depreme karşı İstanbul’u güvenli hale getirmek için acilen şu adımlar atılmalıdır:
•Kentsel dönüşüm süreci hızlandırılmalı, riskli bölgelerdeki binalar öncelikli olarak yenilenmelidir.
•Yüksek katlı yapılaşma yerine yatay mimari teşvik edilmeli ve yeni binalar sıkı denetimden geçirilmelidir.
•Deprem izolatörleri ve yeni nesil yapı teknolojileri zorunlu hale getirilmeli, özellikle hastane, okul ve kamu binalarında deprem dayanıklılığı maksimum seviyeye çıkarılmalıdır.
•İstanbul’un altyapısı güçlendirilmeli, elektrik, su ve doğalgaz hatları sismik dayanıklı hale getirilmelidir.
•Halk bilinçlendirilerek kentsel dönüşüme teşvik edilmeli, yerel yönetimler ve devlet iş birliği içinde vatandaşa finansal destek sağlamalıdır.
İstanbul, milyonlarca insanın yaşadığı ve çalıştığı bir şehir olmasının yanı sıra, Türkiye’nin ekonomik ve kültürel kalbidir. Olası bir büyük depremde yaşanacak yıkım sadece İstanbul’u değil, tüm Türkiye’yi derinden etkileyecektir. Geleceğimizi korumak ve büyük bir felaketin önüne geçmek için vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz.
Ramazan Taş

İstanbul’da gerçekleşebilecek olası bir deprem felaketine karşı, bu önlemler hayat kurtaran birer zorunluluktur

İstanbul’da gerçekleşebilecek olası bir deprem felaketine karşı, bu önlemler hayat kurtaran birer zorunluluktur;

İstanbul için inşaat sektörü açısından acil deprem tedbirleri şu şekilde olmalı:
Mevcut Yapıların Güçlendirilmesi ve Yenilenmesi
İstanbul’da birçok bina eski yönetmeliklere göre inşa edildiğinden, bu yapıların büyük bir kısmı deprem açısından riskli durumda. Bu nedenle öncelikle mevcut yapı stokunun değerlendirilmesi, güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden inşa edilmesi gerekiyor.
Risk Tespit Süreci
•Bina yaşı ve yönetmelik uyumu dikkate alınarak, özellikle 1999 Marmara Depremi öncesi yapılan binaların büyük bir bölümü öncelikli olarak incelenmeli.
•Zemin etüdü yapılmalı, binanın taşıyıcı sisteminin durumu belirlenmeli ve karot (beton numunesi) ile donatı tespit testleri gerçekleştirilerek risk analizleri yapılmalı.
•Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın riskli yapı tespit süreçleri hızlandırılmalı.
Kentsel Dönüşümün Hızlandırılması
•İstanbul’un en riskli ilçeleri olan Avcılar, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Fatih, Beylikdüzü, Bağcılar, Bahçelievler ve Güngören gibi bölgelerde kentsel dönüşüm süreci hızlandırılmalı.
•Fay hattına yakın olan Silivri, Büyükçekmece, Tuzla, Kartal, Pendik, Maltepe ve Bakırköy gibi ilçelerde yapı güçlendirme çalışmaları öncelikli olmalı.
•Yeni yapılan binaların daha geniş sokaklara ve açık alanlara sahip olması sağlanmalı, dikey yapılaşma yerine yatay mimari teşvik edilmeli.
•Halkın kentsel dönüşüm sürecine katılımı sağlanmalı ve süreç hakkında bilgilendirilmeli.
Bina Güçlendirme Çalışmaları
•Kolon ve kirişlere karbon elyaf sarılarak binaların deprem yüklerine karşı daha dayanıklı hale getirilmesi sağlanabilir.
•Mevcut kolon ve kirişlere ek çelik levhalar monte edilerek taşıyıcı sistemin dayanıklılığı artırılabilir.
•Betonarme duvarlar fiber polimerler ile kaplanarak yapı rijitliği artırılabilir.
•Yüksek katlı riskli binalarda, en üst katın kaldırılması veya yapının hafifletilmesi sağlanarak yük dengesi optimize edilebilir.
Yeni Yapılar İçin Daha Katı Deprem Yönetmelikleri
Yeni binaların depreme dayanıklı olması için tasarım, malzeme kullanımı ve uygulama aşamalarında çok daha sıkı kurallar getirilmesi gerekiyor.
Zemin Etüdü ve Yapı İzni
•Deprem haritasına uygun olarak her bölge için özel yapı standartları belirlenmeli. Avcılar, Küçükçekmece, Zeytinburnu gibi zemin sıvılaşma riski olan bölgelerde daha sıkı denetimler yapılmalı.
•Zemin sıvılaşma riski yüksek olan alanlarda jet grout ve fore kazık sistemleri gibi güçlendirme teknikleri uygulanmalı.
•İstanbul’un tüm ilçeleri için mikro bölgeleme çalışmaları yapılmalı, böylece yapı türleri bölgesel zemin yapısına göre belirlenmeli.
Yüksek Binalara Kısıtlama ve Yatay Mimari
•Zayıf zeminli bölgelerde 10 kat ve üzeri yapıların yapımı kısıtlanarak daha sağlam ve düşük katlı binalar teşvik edilmeli.
•Deprem sonrası tahliye ve toplanma alanları için yapı yoğunluğu azaltılarak yeşil alanlar artırılmalı.
Deprem İzolatörü Kullanımı
•Yeni yapılan hastane, okul, kamu binası ve toplu konut projelerinde deprem izolatörleri standart hale getirilmeli.
•Fay hatlarına yakın bölgelerde deprem izolatörü kullanımı zorunlu hale getirilmeli. Özellikle Anadolu Yakası’nda Tuzla, Pendik, Kartal ve Avrupa Yakası’nda Avcılar, Silivri gibi ilçelerde bu sistem teşvik edilmeli.
Altyapı ve Acil Durum Hazırlıkları
Deprem sonrası can kayıplarını ve zararları en aza indirmek için altyapının güçlendirilmesi gerekiyor.
Acil Toplanma Alanları
•Yeni imar planları hazırlanarak deprem sonrası halkın güvenle toplanabileceği parklar, meydanlar ve yeşil alanlar artırılmalı.
•Belediyelerle koordineli bir şekilde, belirlenen toplanma alanları halka duyurulmalı ve bu alanlarda acil durum malzemeleri bulundurulmalı.
Elektrik, Su ve Doğalgaz Altyapısı
•Depreme dayanıklı boru hatları inşa edilmeli, eski hatlar esnek ve sismik yalıtımlı malzemelerle değiştirilerek sızıntı ve patlama riskleri azaltılmalı.
•Elektrik şebekesi güçlendirilerek deprem sonrası elektrik kesintileri en aza indirilmeli.
Müteahhit Denetimi ve Sektörel Eğitim
İnşaat sektöründeki en büyük sorunlardan biri denetimsizliktir. Daha sağlam binalar için müteahhitlerin ve inşaat işçilerinin denetimi artırılmalıdır.
Müteahhitlerin Daha Sıkı Denetlenmesi
•Müteahhitlerin yeterlilik belgeleri sıkı denetimden geçirilmeli ve geçmiş projeleri incelenmeli.
•Kalitesiz malzeme kullanan ve standartlara uymayan müteahhitler sektörden men edilmeli ve ağır para cezaları uygulanmalı.
İnşaat Çalışanlarının Eğitimi
•İnşaat sektöründe çalışan işçilere doğru beton dökme, demir bağlama ve kalıp kurma eğitimleri verilmeli.
•Tüm yapı denetimleri dijital ortamda kayıt altına alınarak şeffaf bir sistem oluşturulmalı.
Bu önlemler uygulanırsa, İstanbul’un depreme karşı direnci ciddi şekilde artırılabilir. Hem yeni hem de mevcut yapıların güvenli hale gelmesi için devlet, belediyeler, inşaat sektörü ve vatandaşlar iş birliği içinde olmalıdır.

Her şey bir fikirle başlar… Ama o fikir, doğru vizyonla birleştiğinde bir şehre hayat verir.

Her şey bir fikirle başlar… Ama o fikir, doğru vizyonla birleştiğinde bir şehre hayat verir.
Ramazan Taş’ın liderliğinde Luxera GYO, kentsel dönüşümün sadece fiziksel değil; sosyal ve kültürel bir dönüşüm olduğunun farkında.
Modern şehircilik anlayışıyla yükselen her proje, geleceğe atılan bir imzadır.

#RamazanTaş #LuxeraGYO #ŞehirVizyonu #KentselDönüşüm #GeleceğiİnşaEt #İstanbulProje #MimariFikir #GayrimenkulYatırımı #ModernŞehircilik #VizyonlaBüyüyoruz